Back to the past!

0 yorum 22 Ekim 2009 Perşembe
Ne kadar zaman geçmiş yazmayalı diye düşünürken bir o kadar daha zaman geçtiğini farketmek bile sandığımdan çok zaman aldı :)

Dedim ya "back to the past" Burda işte olayın aslı. Önemli bir konu çünkü bu :) Geçen günlerde nasıl ve ne zaman kaybettiğimi bilmediğim çalışma heyecanımı buldum sanki ve bir anda geçmişe döndüğümü hissettim. Tıpkı eski günlerdeki gibi canlı, hızlı, yorulmadan çalışan, ama gün sonunda masa başında uyuya kaldığım günleri hatırlamaya ve tekrar o günleri yaşamaya başladım. Tabi xeniden alışmak zaman alacak olsa da bu eski günlere dönmemi pek geciktiremeyecek.

Bu geri dönüşte etkili olan birçok şey olmalıydı. Bunda hâlâ yoğunluğundan dolayı ilk gününü yazamadığım yeni işim büyük bir etken olsa gerek. Öyleki Bret Taylor'un "first day @ facebook " girdisinden sonraki gün "first day @ turkcell " feed'ini girmiş olmanın bana verdiği motivasyon belki de Bret'inkinden çoktu.

İş hayatındaki ilk günlerim sosyal sorumluluk alanında geçmiş yıllarda kazandığım deneyimlerle pek zor geçmese de, ister istemez bir heyecana neden oluyordu. "Öyleki aklıma gelen başıma gelmek" deyimini bugüne kadar o kadar sık yaşamıştım ki bir gün mars'a dünyadan giden ilk insan olursam şaşıracağım :)

Uzun lafın kısası, (bu deyimi de ilerde çok kullanacağım bir proje var aklımda. Gerçekleştirecek zamanı kolluyorum:)) içinizde bir yerlerde çalışma heyecanınız mutlak uyanmayı bekliyor, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bir gün bir yerde uygun fırsatlar elinize geçtiğinde artık çalışma heyecanınızı korumak için de çalışın. Hayatta edindiğim deneyimlerle gördüm ki çalışmak kadar çalışırken bu heyecana sahip olmakta önemli.

Bir blog yazısının daha sonuna gelmişken artık kalkma zamanı geldi, yol kenarındaki kafe'den. Telefonda bu ne yapıyo bu kadar zamandır, ne yazarmış hâlâ bitiremedi arasa konuşsalar daha iyi değil miydi diye düşünen insanlar olduğunu hissetmeye başladım. Özellikle bu bir 6600 olunca insanların hiç beklemedikleri bir durum oluyor her nedense ;)

Saygılarımla

Alper Yıldız
alperyz.com

read more “Back to the past!”

ff'i facebook'a nasıl bağlarız derken

0 yorum 11 Ağustos 2009 Salı
Bir varmış bir yokmuş, facebook aylar sonra bir film izlemeye geçtiğim sıralarda friendfeed'i satın almış. Almasın demiyorum elbet, google'da gelişmekte olan web projelerini satın alıp geliştiriyor daha iyi hizmet sunuyor. Bişey diyor muyuz, demiyoruz ama tek istediğim seviye düşmesin.

Belki bir anlık tepki olarak çok defa dile getirildi. Yalnız ff'i facebook'a tercih edenlerin de nedenleri vardı. Facebook'un giderek facetube'a dönüşmesi, veya faceqouiz'e dönüşmesi veya durduk yere bir milyon olalım vari grup vb. lerinden gelen onlarca davetin hiçbirisi ff'te yoktu . ff'te olan, seviyesi yüksek tartışmalar, paylaşımlar, paylaşmayan şu bu o olsun tarzı olmayan feedler, ama değeri görülen ve sonuçta kendi kendine yay'ılan feedler, yeri geldiğinde birlikte güldüren birlikte tepki konulan feedlerdi. Hâlâ da öyle kalmasını umut ediyoruz elbet.

Yazının esas konusu ff'i facebook'a nasıl bağlarız'a dönersek, yarın facebook ve ff birlikte bir açıklama yapıp artık şu şöyle olacak da diyebilir, o yüzden benim yazdıklarım sadece eski bir bilgi olarak anılabilir, aklınızda bulunsun.

Öncelikle adım 1

1 - Yapmak istediğimiz şey


resimdeki gibi facebook hesabınızdaki durumu güncellemek için ff feedlerini kullanmak.

Bunun için basit bir kaç adımı takip ediyoruz. Yapmanız gereken ff ile twitter durumunu güncellemeniz, ardından twitter ile de facebook durumunu güncellemeniz. Bunlar otomatik tabiki. Siz ff'e paylaşımda bulunduğunuzda, feed'iniz otomatik olarak twitter'a düşer. O da otomatik olarak facebook durumumuzu günceller.

2 - İlk iş



twitter hesabınıza düşmesini istediğiniz ayarları ff ayarlar menüsünde twitter yayın tercihleri kısmından belirleyin.

3 - Ardından facebook'a girip twitter app yükleyin


Yükleme esnasında giriş bilgilerinizi de girip twitter'ın facebook sayfanıza bir şeyler göndermek isteğine tam izin verin işlem tamamdır.


Sonra gelsin özgürlük, gelsin tam donanımlı ağ ff

Bu satış olayının ardından sabah ne açıklama gelir facebook'tan ya da ff'ten bilinmez ama bugüne kadar facebook durumuna ff'ten besleme yapmak için bu yöntemi kullanıyorduk. Artık facebook ve ff'in tek çatı olması bu çözüme gerek duymayan bir yapı içerisine de girebilir.

Ps: ff çalışanları için facebook'un şirketlerini satın alması büyük bir fırsat olsa da ff kullanıcılarının pek hoşuna gitmediği aşikar.
read more “ff'i facebook'a nasıl bağlarız derken”

iPhone 3G 'nin kilidi kırıldı

3 yorum 06 Temmuz 2009 Pazartesi

20 yaşındaki hacker George Hotz orjinal iPhone 3G'nin kilidini kırmayı başardığını blogundaki yazısıyla duyurdu.



Kod adını “purplera1n” olarak duyurduğu unlock programı windows(win 7 hariç) altında çalışıyor. Bilgisayarınızda iTunes'un son sürümü ve iPhone 3G'nizinde 3.0 sürüm olması gerekiyor. Programın mac için olanı da çok yakında çıkacak.

iPhone 3G 'nin kilidi nasıl kırılıyor ?

Iphone'unuzu her zaman olduğu gibi bilgisayarınıza bağlayın. “make it ra1n” 'e tıklayıp bekleyin. Iphone önyükleme esnasında Freeze çalıştırın, purplera1n gerisini halledecektir.

Hotz'dan bir kaç önemli hatırlatma ise veri kayıplarını önlemek için işlem öncesinde bilgilerinizi yedekleyin, unutmayın ki program henüz beta aşamasında.

// MAC uyumlu sürümde yayınlandı. ilgili başlık

gadget3:: ff twitter rss blog
read more “iPhone 3G 'nin kilidi kırıldı”

Bu kapı ne için !

1 yorum 27 Haziran 2009 Cumartesi

Pireye kızıp yorganı ateşe veren zihniyete iki gündür öyle sinir oldum ki bu kapının ne için olduğunu kendilerine bi sormalarını istiyorum.




Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz ! dns var, proxy var, etc/hosts var. neyi kapatıyorsun?

Çok değil daha geçtiğimiz az sözde youtube yasağı 1 yılını doldurdu.
Youtube'a nasıl girilir diye yapılan aramalar sonucunda DNS, Proxy gibi son kullanıcının hiç işi olmayacak şeyler son kullanıcılar arasında fazlasıyla popüler hale geldi.

Burda aksi görüşlüler için yanlış anlaşılmaya müsait bir durum var. Kapatıldığı sanılan siteyi savunmuyorum. Kurunun yanında yanan yaşların hakkını soruyorum. İçinde barındırdığı milyonlarca blogdan birine kızıp kapatılan blogger.com yahut wordpress.com, aynı şekilde milyonlarca siteye hizmet sunan ama birine gıcık olundu diye şu an kapatılmış olan sites.google.com, veya isteyenin şu an bile izleyebildiği bir video'ya kıllanıp dünyanın heryerinden canlı yayın dahi yapma hizmeti veren video paylaşım sitesi youtube.com için pireler bir kapatma sebebi olamaz, olmamalı.

Vee gelinen son nokta !

  1. Ben Youtube'a giriyorum, sizde girin! (Başbakan)

    Youtube'a girmek için hangi DNS'leri kullanıyorsun veya tünel'den mi giriyorsun diye muhabbetler sık sık rastlananır oldu. Tam o sırada bir haber duyduk. Başkahramını uçaktaki başbakanımızdı. Diyordu ki "Ben youtube'a giriyorum , sizde girin" diyordu. Burdan anladığımız kadarıyla youtube'a bir şekilde nasıl girileceğini bilmeyen kalmamış durumda :) Ama biz yine de yasağın birinci yılını kutladık(!) ve yeni yeni yasakları, birinci yıllarını kutlamak için sıraya koyduk.

  2. Ne işimiz var elalemin sitesinde! (Ulaştırma Bakanı)

    Yine çok değil daha geçen ay bu böyle gitmez diyen Youtube yöneticileri görüşmeye geldiler, bi sonuca varamadan giderlerken ulaştırma bakanımızdan(Sn Yıldırım) açıklama geldi. Evet o meşhur sözler ulaştırma bakanımıza ait. "Ne işimiz var elalemin sitesinde !"
Farketmişsinizdir ki iki açıklama da bizim bakanlarımızdan ama biri diğerinin tam aksini iddia ediyor. Aradaki çelişki en yukarıya kadar uzanırken bi şekilde girsek mi yoksa gerçekten ne işimiz mi var diye düşünmedik te değil. Ama insan ekip arkadaşının youtube'da ne işi olduğunu bilmez mi !

Her neyse, onlar aralarında çelişedursun, mahkeme o kapıya bi kilit daha vuradursun, size yıllardır kullanmakta olduğum ve hiçbir güvenlik problemi yaşatmayan hız sorunu yaşatmayan opendns sistemini kısaca özetliyim. Kimileri der, dns değiştirmek güvenli değildir vs vs. Haklılar kullandığın dns'e göre bu güvenilirlilik değişir elbet. Opendns dünya genelinde kullanılan güvenilirliğini kanıtlamış bir dns servis sağlayıcıdır. Acaba şu da güvenilir midir diye fazla düşünmeyip rahatınız ve güveniniz için bu servisi kullanmanızı öneririm.

Yapmanız gerekenler çok basit bir iki adım ve sonrasında mahkeme kararı falan filan feşmekan görmeden özgür ama güvenli ve hızlı bir internet hizmetine sahip olacaksınız.

  • Adım 1
Genlellikle sağ altta bulunan ağ bağlantı simgenize sol çift tıklayın.
Göremiyorsanız yine orda bi yere sağ tıklayın ve ağ bağlantını bulup her zaman göster seçip kaydedin, hemen gelecektir.

  • Adım 2


Resimde de gördüğünüz üzere özelliklere sol tıklayıp devam edin

  • Adım 3



Resimde görülen seçeneğe sol çift tıklayın

(sol tek tıklayıp hemen sağ tarafında ki özelliklere tıklamakta aynı şey)

  • Adım 4


Kırmızı kutu ile gösterilen yerdeki bilgileri, kendinizinkilerle değiştirin.

(Üst kısma dokunmanıza gerek yok, otomatikse otomatik bırakın!)


  • Adım 5
Hepsi bu. Tamam deyip üstteki pencereyi de kapattıktan sonra bi kaç dakika içinde ayarlarınız etkinleşecek. Özgür ama hızlı ve güvenli internet sizlerin de hizmetinde olacaktır.

Ps: ben xp kullanmıyorum nasıl yapcam derseniz de mantık hep aynı, ağ bağlantılarınızdan kullandığınız ağın özelliklerine girip dns kısmını otomatikten elle seçip yukardaki dns'leri girmek.

gadget @ home :: tt :: ff :: face :: xing :: bldrgc :: lastfm :: blog :: delicious
read more “Bu kapı ne için !”

alper * vs 2.2 updated

2 yorum 13 Haziran 2009 Cumartesi
Geçerken saniyeler, dakikalar, saatler, günler birer birer, farkına varmıyor çoğu zaman insan ama toplayınca o günleri bir anda geçmiş oluyor haftalar, aylar, yıllar derken ömürler. Zamanı sonsuz uzunlukta bir çizgi olarak aldığımızda netleşiyor herşey, bu sonsuz çizgi üzerinde "dt" büyüklüğündeki ömrümüzden yıllar da gidiyor birer birer. Bu giden yıllardan birinin daha ardından bir an aklıma düşen fikirle (millet günlük yazıyor ben yazamadım en iyisi yıllık yazıyim) geçmiş yıla şöyle bir baksam fena olmaz derken yazmaya başladım.

Başlamadan önce, Wanda the Fish'i tanımayanlar için hatırlatıyim, Wanda The Fishkendisi Linux'un kahin balığıdır. Bir bilgisayar programıdır ve hareketli bir balık simgesi vardır, araç çubuğuna koyarsınız arada canınız sıkılınca bi iki defa tıklar ilginç sözlerini dinlersiniz. Her ne kadar kimi sözleri sadece güldürme amaçlı olsa da kimi sözleri de gerçekten de tam gediğine koyabiliyor. Buna en bariz örnek bu gün için söylediği ilk sözdü ki, orjinaliyle "today is the best day to be a missing person" türkçe'siyle de bugün kayıp birisi olmak için en iyi gün diyordu. Genel bir söz söylemişti belki ama, bugün için yaptığım planlarıma neredeyse denk geliyordu. Planlarım kapsamında yeni bir yıla sakin ve huzurlu bir şekilde başlamak, nerden nasıl geleceği belli olmayan sürprizlerle başlamaktan her nedense daha cazip geliyordu. Bu sebepten biraz internet üzerindeki bilgilerimi gizli hale getirip olası bir sürprize karşı savunmamı aylar öncesinden almıştım. Yine her nedense pek farkedilemeyeceğini bildiğim bir açık bırakma gereği hissetmiştim, hemen sağdaki kolonda görünen ajandamdaki küçük not günlerdir ordaydı :)

Küçük notta da diyordu ki;
alper yıldız vs 2.2 updated Ne zaman: Cumartesi, 13 Haz 2009 Nerede: Earth(harita)

Açıklama:
Today is same as the day i came to earth so it's bingo ! Cause both they are saturday and the celebrations will begin at the same time when i came to earth too @ 5 o'clock before sunrise, and also everyone can join to celebrations via dreamconnect :))
Türkçe mealen ise de;
Bugün dünyaya geldiğim günle aynı yani bingo ! çünkü her iki günde cumartesi ve kutlamalar da yine aynı şekilde dünyaya geldiğim saatte olacak @ 5 suları güneş doğmadan evvel, ve ayrıca herkes kutlamalara rüya bağlantısıyla katılabilir :))
Eee işte hal böyleyken geçen yıl bugün kendime verdiğim söz aklıma geldi. Demiştim ki; "Bu yıl kimseye bu tip akıl oyunları yapmayıp insanları fazla dolandırmadan uğraştırmadan herkese yardımcı olabilidiğim konularda destek olmalıyım". Bugüne baktığımızda ise bu sözü ne zaman nasıl unuttuğumu gerçekten hatırlamıyorum, hatırlayamadıkça da aklıma gelen "huylu huyundan vazgeçmez" atasözümüz oluyordu.

Gel gelelim geçmişin analizine akılda en kalıcı olan hatıralara.
  • Haziran 2008
Nasıl unutabilirim bu ayı, üniversite de yaklaşan finaller öncesinde 13 Haziran'da yapılacak Gala'ya yetiştirilmeye çalışan Kabaayılar filminin çekimleri. Film ekibi nerdeyse her gün bir yerdeydi. Uzun süren çekimler süresince bir gün üsküdar sahilinde bir gün kirazlı tepede bir gün x fabrikasının kapısının önünde hayali film kahramanlarımızla çekimler sürekli devam ediyordu. Fotoğraf çekimleri ve filmin web sayfasıyla ilgieniğim o zamanlarda ister istemez filmin içinde oluvermiştim. Gelmişti 13 Haziran ve filmin galasında son saatlere doğru gelirken aynı hızda yaklaşan finaller olduğunu da gözardı etmiyorduk elbet, bir elde de notlar çalışmaya devam ediyorduk. Tam o sırada bir telefon geldi, bizim başarı benden bi dersin notlarını istiyordu. O gün kendime verdiğim söz hala aklımda olduğundan,bizim Başarı o anlık çok şanslıdır ki her zaman yaptığım gibi ona bir oyun yapma gereği hissetmemiştim ama nerden bilebilirdim ki, bu kez o bana bi oyun hazırlamış. Elimde notlarla bahçeye çıktığımda bi sürpriz hazırladıklarını ancak son anda farketmiştim. Kim bilir yalnız bi kaç saatliğine de olsa belki de verdiğim sözü unuttuğum an bu olayın sonrası olabilir :))

  • Temmuz 2008
Gayet yoğun geçen toplamda birerden 31 gün süren bu ayda da türlü türlü anılar yaşadık. En çok hafızalarda kalan ise Avusturya'dan gelen misafirlerimizi denize götürüp güneşte yakmamızdı. Pek güneşte de kalmamıştık hani ama demek ki orada insanlar hiç güneş görmüyorlar ki böylesine bir güneşi gördüklerinde aşırı tepki verdiler ve kıpkırmızı olup çıktılar. Burdan Avusturya'ya da selamlarımı eksik etmiyoruz.

  • Ağustos 2008
Artık gelmişti yazın sonları genellikle insanların kafalarının en rahat olduğu anlar olmalıydı yalnız ben hariç olsa gerek. Yaz başından beri sonu görünmeyen bir yola 4 elektronikçi dalmış, neleer neler planlamıştık, yaptıklarımıza bakınca. Yaptığımız da bişe yok hani yanlış anlamayın :)) Öyle serbest bir yaz geçirmiş olduk, kendi alemimizde. Ama altından kalkılması gereken önemli bir sorun vardı, zorunlu staj ! Çözüm için devreye giren Mzn'ye her ne kadar son anlara kadar çokça kızmış olsam da son anda yaptığı ani atakla zorunlu staj muhabbetini kapatmamı sağlaması kafamı çokça rahatlatmıştı. Öyle ki sen git Turkcell'de iki ay staj yap, okuldan bilmem şu belgenin şurasından bu eksik, bu yok diye stajını kabul etmedik demesiyle resmiyette yok sayılan iki aylık full time stajımın öcünü alırcasına neredeyse hiç zahmet çekmeden internetten bulduğum bir staj defteri örneğinin yazı fontunu değiştirip aldığım çıktıyla bide istenilen ıvır zıvır tüm belgeyle beraber okula staj yaptım diye verip onların da bunu kabul ettiklerini görmek bir o kadar vahimken aynı derece de güldürücüydü :)) Ve Ağustos'un son günü, 25 başkentte eş zamanlı koşulan Human Race 'in İstanbul ayağında Beylerbeyi - Boğaziçi Köprüsü - Beşiktaş yolunda 10 bin metre koşu deneyimi de ayrı bir harikaydı. Yarış sonucunda ise 10.000 katılımcı arasından 841. olmuştum. Ps: sırtımda biyere bırakamadığım çantamla : /

Sırtında çanta koş koşabilirsen


  • Eylül 2008
Ramazanı Şerifle birlikte gelmişti bu kez Eylül. Bir kaç kez Süleymani'ye iftara bir kez'de Sultanahmet'e düşmüştü yolumuz. Ve yaz süresince ara ara takıldığımız bi garip grubumuz vardı, bu garip grubumuzla Türkiye'nin ilk özel bankası olan İş Bankası'nın müzesine gittiğimizde uzun ince koridora yaptıkları ışık oyunlarından dolayı koridorda ilermekte şüphe ettiğim an geliyor aklıma.

  • Ekim 2008
Ve CEBİT Bilişim Fuarı zamanı, yalnız girişler ücretli (20 TL) ama davetiye filan bulursan ücretsiz. İlker'in sayesinde bi davetiye ile içeri girmiştim ama girişte biraz danışmayı şaşırtmıştık. Kurumsal kısımların gezilmesi için ziyaretçilerin bağlı olduğu şirketin kartvizitiyle danışmaya gelip giriş kartı alması gerekiyordu. Çokta mühim değildi tabi o kısmı gezmesekte olurdu ama hadi gezelim deyince bir anda kimlik değiştirmiştim, artık bişey müzik aletlerinin sahibi filan olmuştum ama gelin görün ki danışmadaki ablamız sözde kartvizitimi aldıktan sonra ordan bakıp yazmaktansa bana sorunca baya bi şaşırmıştı. Ne sorsa ben düşünürken ilker yardıma koşuyordu :)) Ve aynı zamanda bir sürrealist Salvador Dali gelmişken Sakıp Sabancı Müzesine gitmemek olmazdı değil mi, dalinin eserlerinden de en çok akılda kalan altta resimde de gördüğünüz atomik at'tı.
Japonya'ya atılan atom bombalarından etkilenerel resme alınmış dali'nin atomik at tablosu

  • Kasım 2008
Yine Tüyap'tayız ama bu kez teknoloji değil kitaplar için TOG için. TOG ve Benim kütüphanem projesi tanıtımı için açılacak stantlara bu yıl iTOG Avcılar el atmıştı ve büyük bir azim ve heyecanla gönlümüzden geldiği sürece orda olmuştuk. Burada unutulyan şey ise 9 gün süren kitap fuarına 9 tam gün katılan köyün delisi lakaplı ibo'ydu.
TOG Avcılar Tüyap'ta Kitap Fuarındaydı

  • Aralık 2008
Nihayet kış geldi, ama karın gelmesi epey gecikti daha bu yıl yağmaz derken yılın sondan 3. gecesi aniden bastırdı kar ve karın durmasıyla soluğu bahçede alıvermiştik. İki grup halinde oynadığımız kartopu savaşında ilk zamanlar düşman cephelerin birinde iken düşmanı uzun atışlarla vururken düşmanı yaklaştırmıyorduk. Savaşın ortalarına doğru savaş muhabirliği yapasım tuttuktan sonra gürcistan'daki askeri harekette gazetecelerin başına geleni daha iyi anlayabilmiştim. Bağımsız bir haberci iken artık iki tarafında atışlarına maruz kalmıştım. Yalnız gözümden vurulmadan önce yaklaşan kartopunu görüntülemeyi başarmışım :)

Gözümden vurulmadan önce yaklaşan kartopu saldırısı


  • Ocak 2009
Ne bir kare fotoğraf ne de o an neler olduğunu hatırlatacak bir mail var ocak 2009'dan elimde. Bu derecede dünyayla bağlantı kopartacak bişey olsa olsa finaller olsa gerek. Evet evet şimdi hatırladım, hey gidi olasılık teorisi, manyetik dalga teorisi.

  • Şubat 2009
Evim güzel evim dediğim zamanlar. Ve bu ayda unutulmayan enteresan bir olayda şu ki, bizim evin konum itibariyle geniş bir gözlem imkanı var, çevreyolu ve o yola çıkan bağlantılar bi trafik kamerasından daha net takip ediliebiliyor. Hal böyleyken Adana yolu üzerinden gelen üniversite'den arkadaşların evi bulmalarına yardım için camdan bakıyorum ve telefonda konuşurken siz devam edin ben sizin ne zaman döneceğinizi söylerim dediğimde şaka sanıyorlar oysa ki gerçek, çünkü o yoldan ilk defa geçenle çok defa geçen sürücüler öylesine ayırt ediliyorki bizimkileri hemen farketmiştim. Onlarda benim düşüncelerimi onaylarcasına bi saniye duyamıyoruz deyip kenara çekiyorlar onlar henüz bişey söylemeden ben soruyorum o kenara çeken sizsiniz değil mi :))

sağda toros dağları solda akdeniz sanki sonsuza doğru yol alırken

  • Mart 2009
Haydi Gençlik Konseyine. Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın 13. Gençlik Konseyi Çanakkale 18 Mart Üni'de BigaTOG'un desteğiyle yapılırken konseyden arda kalan onca unutulması zor olay varki hangisini paylaşsam karar veremedim. Aklıma ilk gelenler Claudio(EVS) ve Lions Milk, C bloklar ve +4 C , ve tabiki büyük heyecana sahne olan, son oylarla ancak şekillenen yönetim kurulu genç yk'ların seçimi. Buradan kendilerini tekrar kutluyorum.

  • Nisan 2009
Linux ve Özgür Yazılım Şenliği Dolapdere'de başlamak üzeredir ama biz ne hikmetse ille de nasıl gidileceğini bilmediğimiz Bilgi Üniversitesinin Silahtar Kampüsünün yolundaymışız. Açılış konuşmasını kaçırmış olsakta özgür yazılımlara olan ilgi ve merakımız bu şenlikle bir hayli arttı. Özgür yazılımlardan hakkında billinmesi gereken şey aslında onlarında bir lisansı olduğu. Lisansın adı GPL (genel halk lisansı) Anladığınız üzere özgür yazılımlar hepimizin. Öyleyse artık korsan yazılımları değilde özgür yazılımları savunalım.

  • Mayıs 2009
Unutulacak gibi değil ki iü bahar şenlikleri. Her ne kadar aktif katılamasamda şenlik için olumsuz yorumlar gelmiş olsa da unutulmaz anlara sahne oldu. Manga, Dj Hüseyin Karadayı, MFÖ. Ayrıca iTOG Sapçılar'ın düzenlediği ikinci bowling turnuvasına ilk defa katılmıştım. Favorilerin arasından öne çıkıp çok fonksiyonlu birincilik kupasını açık ara kazandığımda ben de çok şaşırmıştım ama diğerleri ile farklı şeylere şaşırmıştık. Onlar benim ilk defa da olsa iyi oynadığıma bense onların ilk defa da olsa nasıl bu kadar kötü oynadıklarına şaşırmıştım. Oysaki benim taktik basitti, topu dümdüz atıyosun birazı yıkılıyor, bi daha atıyosun kalanlar yıkılıyor hepsi bu =)

vee ordan burdan her yerden fotolar kısaca ordaydım albüm kolajı

dünden bugüne ordaydım albüm kolajı


  • Haziran 2009
Bu ay her ne kadar sınavlarla yoğun bir şekilde geçiyor olsa da çok ciddi maceralar yaşandığı için yazmak uzun zaman alacak. İyisi mi seneye kalsın.

Bir gadget yılının daha burada sonuna gelmiş bulunuyoruz :)) Yazıda adı anılan anılmayan tüm arkadaşlarıma tanıdık tanımadıklara sevgiler saygılar selamlar, iyi ki varsınız...

alper's home :: twitter :: ff :: face :: xing :: bildirgec :: lastfm :: blog :: delicious
read more “alper * vs 2.2 updated”